Çanakkale şehrinin tarihi, yalnızca bir kentin geçmişini anlatmaz; Anadolu ile Avrupa arasında kurulan köprülerin, medeniyetlerin geçiş yollarının, savaşların, ticaretin, kültürlerin ve millet hafızasına kazınan büyük kahramanlıkların izlerini taşır. Çanakkale, bulunduğu konum nedeniyle tarih boyunca sıradan bir yerleşim alanı olmamış, aksine hem askeri hem ticari hem de kültürel açıdan büyük önem kazanmıştır.
Bugün Çanakkale denildiğinde birçok kişinin aklına ilk olarak Çanakkale Savaşları, Gelibolu Yarımadası, Şehitler Abidesi ve “Çanakkale geçilmez” ruhu gelir. Ancak bu şehrin tarihi, yalnızca yakın dönemle sınırlı değildir. Antik çağlardan Osmanlı dönemine, Troya’dan Boğaz kalelerine, Gelibolu’dan Cumhuriyet dönemine kadar uzanan çok katmanlı bir geçmişe sahiptir. Çanakkale’nin tarihini okurken bu şehrin yalnızca geçmişiyle değil, insanın içinde uyandırdığı derin duygularla da özel olduğunu daha iyi anlıyoruz. Bu ruhu daha duygusal cümlelerle okumak isterseniz çanakkale ile ilgili sözler içeriğine de göz atabilirsiniz.
Çanakkale, coğrafi olarak Marmara Denizi ile Ege Denizi arasında yer alan, Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine yaklaştıran özel bir noktadadır. Bu konum, şehrin tarih boyunca boğazlara hâkim olma mücadelesinin merkezlerinden biri olmasına neden olmuştur. Çanakkale Boğazı, eski çağlarda Hellespontos olarak bilinirken, tarih boyunca orduların, tüccarların, denizcilerin ve medeniyetlerin geçiş güzergâhı olmuştur.
Kısa özet: Çanakkale’nin tarihi; Troya uygarlığından Perslere, Romalılardan Bizans’a, Osmanlı’dan Çanakkale Savaşları’na ve Cumhuriyet dönemine kadar uzanan zengin bir geçmişe sahiptir. Şehir, hem antik dünyanın önemli merkezlerinden biri olmuş hem de modern Türk tarihinin en güçlü direniş sembollerinden biri hâline gelmiştir.
Çanakkale’nin Tarihteki Önemi
Çanakkale’nin tarih boyunca önemli olmasının en temel nedeni, sahip olduğu stratejik boğaz konumudur. Çanakkale Boğazı, Karadeniz’i Ege Denizi ve Akdeniz’e bağlayan geçiş yollarından biridir. Bu nedenle tarih boyunca bu bölgeye hâkim olan güçler, yalnızca bir şehri değil, aynı zamanda önemli bir deniz yolunu da kontrol etmiştir.
Boğazın iki yakasında bulunan yerleşimler, hem Anadolu hem de Avrupa tarihi açısından büyük rol oynamıştır. Buradan geçen ticaret yolları, ekonomik canlılığı artırmış; askeri geçişler ise bölgeyi sık sık mücadelelerin merkezine taşımıştır. Bu yüzden Çanakkale, tarih boyunca medeniyetlerin buluştuğu, orduların karşılaştığı ve kültürlerin iz bıraktığı bir şehir olmuştur.
Çanakkale’nin önemini yalnızca savaşlarla açıklamak eksik olur. Çünkü şehir, aynı zamanda antik kentleri, limanları, kaleleri, dini yapıları, yerel kültürü ve doğal güzellikleriyle de geçmişten bugüne değer taşır. Troya Antik Kenti, Assos, Alexandria Troas, Parion ve Gelibolu gibi tarihî alanlar, Çanakkale’nin çok eski dönemlerden itibaren önemli bir yaşam merkezi olduğunu gösterir.
Çanakkale gibi her şehrin tarihinden gelen ayrı bir ruhu ve insanın kalbinde bıraktığı farklı bir izi vardır. Türkiye’nin farklı şehirlerini anlatan güzel ifadeleri okumak isterseniz şehir sözleri kategorisindeki diğer içeriklere de bakabilirsiniz.
Antik Çağda Çanakkale ve Troya Uygarlığı
Çanakkale tarihinin en eski ve en bilinen bölümlerinden biri, Troya Antik Kenti ile başlar. Bugünkü Hisarlık bölgesinde yer alan Troya, yalnızca Anadolu tarihi için değil, dünya kültür tarihi için de büyük öneme sahiptir. Homeros’un İlyada Destanı’nda anlatılan Troya Savaşı, bu kentin adını binlerce yıl boyunca yaşatmıştır.
Troya, tarih boyunca farklı dönemlerde yeniden kurulmuş, yıkılmış ve tekrar yaşam alanı hâline gelmiştir. Bu yönüyle tek bir şehirden çok, üst üste kurulmuş medeniyet katmanlarını temsil eder. Arkeolojik kazılar, bölgede farklı dönemlere ait yerleşim izlerinin bulunduğunu göstermiştir. Bu da Çanakkale’nin antik çağlardan itibaren insanlık tarihinin önemli merkezlerinden biri olduğunu ortaya koyar.
Troya’nın önemi sadece efsanelerden gelmez. Kent, bulunduğu konum sayesinde deniz ticareti, geçiş yolları ve bölgesel güç mücadeleleri açısından da dikkat çekmiştir. Çanakkale Boğazı’na yakınlığı, Troya’yı hem ticari hem askeri açıdan değerli kılmıştır. Bu nedenle Çanakkale’nin tarihi anlatılırken Troya’dan bahsetmemek mümkün değildir.
Çanakkale’de Antik Kentler ve Eski Yerleşimler
Çanakkale yalnızca Troya’dan ibaret değildir. Şehir ve çevresinde çok sayıda antik yerleşim bulunur. Bu yerleşimler, bölgenin tarih boyunca farklı toplumlara ev sahipliği yaptığını gösterir. Özellikle Ege ve Marmara arasında kalan bu topraklar, antik dünyada liman kentleri ve ticaret merkezleri açısından büyük değer taşımıştır.
Assos Antik Kenti, Çanakkale’nin en önemli tarihî bölgelerinden biridir. Bugünkü Behramkale çevresinde yer alan Assos, taş işçiliği, Athena Tapınağı, limanı ve etkileyici manzarasıyla bilinir. Antik çağda felsefe, ticaret ve denizcilik açısından önemli bir merkez olmuştur.
Alexandria Troas, bölgenin bir diğer önemli antik kentidir. Büyük İskender sonrası dönemde önem kazanan bu kent, Roma döneminde de canlılığını sürdürmüştür. Liman yapısı ve geniş yerleşim alanıyla, Çanakkale’nin antik dönem ticaretinde ne kadar önemli olduğunu gösteren örneklerden biridir.
Bunun yanında Parion, Lampsakos ve Abydos gibi yerleşimler de Çanakkale çevresinde tarih boyunca iz bırakmış önemli merkezlerdir. Bu antik kentler, bölgenin yalnızca savaşlarla değil, ticaret, kültür, inanç ve günlük yaşamla da şekillenen zengin bir geçmişe sahip olduğunu gösterir.
Persler, Büyük İskender ve Roma Döneminde Çanakkale
Çanakkale Boğazı, antik dönemde doğu ile batı arasındaki geçişlerde büyük rol oynadığı için Perslerin de ilgisini çekmiştir. Pers İmparatorluğu döneminde bölge, Anadolu üzerindeki hâkimiyet mücadelesinin önemli noktalarından biri hâline gelmiştir. Boğazdan yapılan geçişler, askeri seferler açısından büyük önem taşımıştır.
Daha sonra Büyük İskender’in Asya seferi sırasında bu bölge yeniden tarih sahnesinde öne çıkmıştır. Avrupa’dan Anadolu’ya geçişlerde Çanakkale çevresi stratejik bir kapı görevi görmüştür. Bu durum, bölgenin yalnızca yerel bir önem taşımadığını; dünya tarihini etkileyen büyük hareketlerin de güzergâhında bulunduğunu gösterir.
Roma döneminde Çanakkale ve çevresindeki antik kentler, imparatorluğun ticaret ve ulaşım ağı içinde yer almıştır. Liman kentleri, yollar ve yerleşimler sayesinde bölge ekonomik ve kültürel açıdan canlılığını korumuştur. Roma’dan sonra Bizans döneminde de bölgenin önemi devam etmiş, özellikle boğaz geçişleri ve savunma noktaları dikkatle korunmuştur.
Bizans Döneminde Çanakkale ve Boğazın Savunması
Bizans döneminde Çanakkale Boğazı, başkent Konstantinopolis’in güvenliği açısından büyük öneme sahipti. Çünkü boğazlar, hem ticaret hem de askeri geçişler açısından kontrol edilmesi gereken stratejik noktalardı. Bu nedenle Bizans yönetimi, bölgedeki kalelere, geçiş noktalarına ve deniz yollarına özel önem verdi.
Bu dönemde Çanakkale ve çevresi, zaman zaman farklı saldırılara ve mücadelelere sahne oldu. Denizden gelen tehditler, bölgenin savunma değerini daha da artırdı. Boğazın kontrolü, yalnızca yerel güvenlik meselesi değil, imparatorluğun genel savunma stratejisinin bir parçasıydı.
Bizans döneminde bölgenin önemi, daha sonra Osmanlıların Rumeli’ye geçiş sürecinde de kendini göstermiştir. Gelibolu ve çevresi, Osmanlıların Avrupa topraklarına geçişinde tarihî bir kapı olmuştur. Bu nedenle Çanakkale tarihi, Osmanlı dönemine geçerken yeni bir anlam kazanmıştır.
Osmanlı Döneminde Çanakkale
Osmanlı döneminde Çanakkale, boğazların güvenliği açısından çok önemli bir şehir hâline geldi. Osmanlı Devleti’nin Rumeli’ye geçiş süreciyle birlikte Gelibolu ve çevresi stratejik değer kazandı. Gelibolu, Osmanlıların Avrupa’daki ilerleyişinde önemli bir üs olarak kullanıldı.
Fatih Sultan Mehmet döneminde boğaz güvenliğini sağlamak amacıyla önemli kaleler inşa edildi. Çanakkale Boğazı’nın iki yakasında yer alan Çimenlik Kalesi ve Kilitbahir Kalesi, bu savunma anlayışının en güçlü sembollerindendir. Bu kaleler, boğazdan geçişleri kontrol etmek ve İstanbul’un güvenliğini desteklemek için yapılmıştır.
Çanakkale’nin Osmanlı dönemindeki adı ve yapısı zamanla değişmiş, şehir boğaz savunmasının merkezi hâline gelmiştir. Kale, liman, ticaret ve askeri yapıların etkisiyle şehir gelişmiştir. Osmanlı döneminde Çanakkale, yalnızca askeri bir bölge değil, aynı zamanda günlük yaşamın, ticaretin ve denizcilik faaliyetlerinin de sürdüğü canlı bir yerleşim alanı olmuştur.
Tarihi önem: Osmanlı döneminde Çanakkale Boğazı, İstanbul’un savunması açısından kritik bir geçiş noktasıydı. Bu nedenle bölgedeki kaleler ve askeri yapılar, yalnızca yerel savunma için değil, devletin genel güvenliği için de büyük önem taşıyordu.
Gelibolu’nun Çanakkale Tarihindeki Yeri
Çanakkale tarihinden bahsederken Gelibolu ayrı bir başlık olarak değerlendirilmelidir. Gelibolu Yarımadası, hem Osmanlı’nın Rumeli’ye geçiş sürecinde hem de Birinci Dünya Savaşı yıllarında büyük önem kazanmıştır. Coğrafi konumu nedeniyle tarih boyunca askeri ve siyasi gelişmelerin merkezinde yer almıştır.
Osmanlı döneminde Gelibolu, denizcilik faaliyetleri ve askeri hareketler açısından önemli bir merkezdi. Osmanlı donanmasının gelişim sürecinde Gelibolu’nun ayrı bir yeri vardır. Bölge, Rumeli’ye açılan kapı olması sebebiyle Osmanlı tarihinde stratejik bir rol üstlenmiştir.
Yakın tarihte ise Gelibolu, Çanakkale Savaşları’nın en yoğun yaşandığı alanlardan biri olarak millet hafızasına kazınmıştır. Bugün Gelibolu Yarımadası’nda yer alan şehitlikler, anıtlar ve savaş alanları, bu topraklarda verilen mücadelenin sessiz tanıklarıdır.
Birinci Dünya Savaşı ve Çanakkale Cephesi
Çanakkale tarihinin en güçlü ve en bilinen dönemi, hiç şüphesiz Birinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan Çanakkale Savaşlarıdır. Osmanlı Devleti’nin savaşa dâhil olduğu süreçte İtilaf Devletleri, Çanakkale Boğazı’nı geçerek İstanbul’a ulaşmayı ve Osmanlı Devleti’ni savaş dışı bırakmayı hedeflemiştir.
Çanakkale Cephesi’ni daha iyi anlamak için savaşın Osmanlı Devleti üzerindeki etkilerine de bakmak gerekir. Bu dönemin devamını merak ediyorsanız Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı Devleti’nin durumu yazısını da okuyabilirsiniz.
Bu hedef doğrultusunda önce denizden büyük bir saldırı başlatılmıştır. 18 Mart 1915’te yaşanan deniz savaşları, Çanakkale tarihinin dönüm noktalarından biridir. Türk askerinin ve boğaz savunmasının gösterdiği direnç sonucunda İtilaf donanması ağır kayıplar vermiş ve boğazı geçememiştir.
Denizden başarı sağlanamayınca kara harekâtı başlamış, Gelibolu Yarımadası aylarca süren çok zorlu çarpışmalara sahne olmuştur. Arıburnu, Anafartalar, Conkbayırı, Seddülbahir ve diğer cephelerde Türk askeri büyük bir fedakârlık göstermiştir. Bu mücadelede yalnızca askeri güç değil, vatan sevgisi, inanç, sabır ve millet olma bilinci ön plana çıkmıştır.
Çanakkale Zaferi’nin Türk Tarihindeki Yeri
Çanakkale Zaferi, Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından biridir. Bu zafer, yalnızca bir cephede kazanılan askeri başarı değildir. Aynı zamanda milletin bağımsızlık iradesini, vatan sevgisini ve imkânsızlıklar içinde bile direnme gücünü ortaya koyan büyük bir destandır.
Çanakkale’de verilen mücadele, daha sonraki yıllarda Milli Mücadele ruhunu besleyen önemli kaynaklardan biri olmuştur. Burada gösterilen direniş, Türk milletinin esaret altında yaşamayı kabul etmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. Bu nedenle Çanakkale, yalnızca geçmişte kalmış bir savaş alanı değil; bugün de milli hafızanın en güçlü sembollerinden biridir.
Çanakkale Zaferi’nin en önemli yönlerinden biri de toplumun her kesiminden insanın aynı amaç için birleşmesidir. Farklı şehirlerden, farklı yaşlardan, farklı sosyal kesimlerden gelen Mehmetçikler, aynı vatan duygusu etrafında bir araya gelmiştir. Bu birlik ruhu, Çanakkale’yi yalnızca askeri bir başarı değil, millet olma bilincinin en güçlü örneklerinden biri hâline getirmiştir.
Cumhuriyet Döneminde Çanakkale
Cumhuriyet’in ilanından sonra Çanakkale, tarihî mirasını koruyan ve aynı zamanda gelişmeye devam eden bir şehir olmuştur. Savaşların ardından şehir, yeniden yapılanma, ekonomik gelişim ve kültürel yaşam açısından farklı bir sürece girmiştir. Çanakkale’nin tarihî kimliği, Cumhuriyet döneminde daha da belirginleşmiş ve özellikle anma törenleriyle milli hafızadaki yeri güçlenmiştir.
18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü, her yıl büyük bir saygı ve duyarlılıkla anılmaktadır. Bu anmalar, sadece geçmişi hatırlamak için değil; gelecek nesillere vatan sevgisini, fedakârlığı ve tarih bilincini aktarmak için de önemlidir.
Cumhuriyet döneminde Çanakkale, eğitim, turizm, kültür, tarım ve deniz ulaşımı açısından gelişen şehirlerden biri hâline gelmiştir. Bugün hem tarih turizmi hem doğal güzellikleri hem de üniversite şehri kimliğiyle dikkat çeker. Ancak tüm bu gelişimin merkezinde, şehrin tarihî ve manevi değeri her zaman özel bir yer tutar.
Çanakkale’nin Kültürel Mirası
Çanakkale’nin tarihi kadar kültürel mirası da oldukça zengindir. Şehir; Anadolu, Balkanlar, Ege ve Marmara kültürlerinin kesiştiği bir bölgede yer aldığı için farklı geleneklerin, yaşam biçimlerinin ve mutfak kültürlerinin etkisini taşır. Bu durum, Çanakkale’yi kültürel açıdan da renkli ve özgün bir şehir hâline getirir.
Çanakkale seramikleri, yerel el sanatları, denizle bağlantılı yaşam kültürü, köy gelenekleri, zeytincilik, bağcılık ve yöresel mutfak şehrin kültürel kimliğini şekillendiren unsurlardır. Bozcaada ve Gökçeada gibi adalar da Çanakkale kültürünün ayrı bir zenginliğini oluşturur.
Şehirde tarih ile günlük yaşam iç içedir. Bir yanda antik kentler ve savaş alanları, diğer yanda sahil yaşamı, çarşı kültürü, yerel pazarlar ve üniversite gençliği vardır. Bu yönüyle Çanakkale, geçmişini unutmadan bugünü yaşayan şehirlerden biridir.
Çanakkale’de Gezilecek Tarihi Yerler
Çanakkale, tarih meraklıları için Türkiye’nin en önemli şehirlerinden biridir. Şehirde hem antik döneme hem Osmanlı’ya hem de yakın tarihe ait çok sayıda önemli yer bulunur. Bu yerler, Çanakkale’nin tarihini daha iyi anlamak isteyenler için büyük değer taşır.
- Troya Antik Kenti: Antik dünyanın en ünlü kentlerinden biri olarak Çanakkale tarihinin temel noktalarındandır.
- Assos Antik Kenti: Behramkale çevresinde yer alan, tarihi ve manzarasıyla dikkat çeken önemli bir antik yerleşimdir.
- Gelibolu Yarımadası: Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı, şehitlikleri ve anıtlarıyla milli hafızada özel yere sahip bölgedir.
- Şehitler Abidesi: Çanakkale Savaşları’nda hayatını kaybeden kahramanların hatırasını yaşatan en önemli anıtlardan biridir.
- Kilitbahir Kalesi: Osmanlı döneminde boğaz savunması için inşa edilen stratejik yapılardan biridir.
- Çimenlik Kalesi: Çanakkale merkezde yer alan ve boğaz savunmasında önemli rol oynayan tarihi kalelerden biridir.
- Aynalı Çarşı: Çanakkale’nin kültürel hafızasında önemli yere sahip tarihî çarşılardan biridir.
- Bozcaada ve Gökçeada: Tarihi dokuları, eski yerleşimleri ve kültürel çeşitlilikleriyle Çanakkale’nin ada mirasını yansıtır.
Çanakkale Tarihinin Bugüne Bıraktığı Miras
Çanakkale’nin tarihi, bugünün insanına yalnızca bilgi vermez; aynı zamanda bir bilinç kazandırır. Bu şehir, geçmişte yaşanan büyük mücadelelerin, medeniyetlerin ve kültürel birikimlerin bugüne taşınmış hâlidir. Çanakkale’yi anlamak, hem antik çağların izlerini hem de modern Türk tarihinin en önemli sayfalarından birini anlamak demektir.
Bugün Çanakkale’ye gelen biri, yalnızca güzel bir şehir görmez. Aynı zamanda Troya’nın efsanevi geçmişine, Osmanlı’nın boğaz savunmasına, Gelibolu’nun derin sessizliğine ve Çanakkale Zaferi’nin unutulmaz ruhuna tanıklık eder. Bu nedenle şehir, tarih turizmi açısından da büyük öneme sahiptir.
Çanakkale’nin en büyük mirası ise vatan sevgisi, fedakârlık, birlik ve tarih bilincidir. Bu miras, yalnızca anıtlarla ya da müzelerle değil; her yıl yapılan anmalarla, anlatılan hikâyelerle, ziyaret edilen şehitliklerle ve gelecek nesillere aktarılan değerlerle yaşamaya devam eder.
Sonuç: Çanakkale Tarihi Neden Bu Kadar Önemlidir?
Çanakkale şehrinin tarihi, çok eski çağlardan günümüze kadar uzanan güçlü bir medeniyet hafızasına sahiptir. Troya gibi antik kentlerden Osmanlı kalelerine, Gelibolu Yarımadası’ndan Çanakkale Zaferi’ne kadar her dönem, bu şehre ayrı bir anlam katmıştır.
Çanakkale, coğrafi konumu nedeniyle tarih boyunca geçişlerin, mücadelelerin ve kültürel karşılaşmaların merkezi olmuştur. Ancak onu asıl özel kılan şey, yakın tarihte milletimizin gösterdiği eşsiz fedakârlıkla birlikte vatan sevgisinin sembol şehirlerinden biri hâline gelmesidir.
Bugün Çanakkale’ye bakıldığında yalnızca güzel bir boğaz manzarası, tarihi kaleler veya antik kentler görülmez. Bu şehirde aynı zamanda insanlığın eski hikâyeleri, Osmanlı’nın savunma mirası, Mehmetçiklerin kahramanlığı ve Cumhuriyet’e uzanan milli ruh bir arada hissedilir.
Bu yüzden Çanakkale tarihi, sadece geçmişi merak edenler için değil; vatanın, kültürün, hafızanın ve millet olma bilincinin ne anlama geldiğini anlamak isteyen herkes için büyük bir değere sahiptir. Çanakkale, tarihin kitaplarda kalmadığı, toprağın, denizin ve rüzgârın hâlâ geçmişi anlattığı özel şehirlerden biridir.
Çanakkale Şehrinin Tarihi Hakkında Sık Sorulan Sorular
Çanakkale’nin tarihi neden bu kadar önemlidir?
Çanakkale’nin tarihi, hem antik çağlardan günümüze uzanan medeniyet izlerini hem de Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinde çok önemli bir yere sahip olan Çanakkale Savaşları’nı içinde barındırdığı için büyük önem taşır. Troya Antik Kenti, Osmanlı kaleleri, Gelibolu Yarımadası ve Şehitler Abidesi gibi değerler, Çanakkale’yi tarih açısından Türkiye’nin en özel şehirlerinden biri hâline getirir.
Çanakkale tarihindeki en eski yerleşimlerden biri hangisidir?
Çanakkale tarihindeki en bilinen ve en eski yerleşimlerden biri Troya Antik Kentidir. Hisarlık bölgesinde yer alan Troya, antik dünyanın en önemli şehirlerinden biri olarak kabul edilir. Homeros’un İlyada Destanı’nda anlatılan Troya Savaşı ile dünya çapında tanınan bu kent, Çanakkale’nin binlerce yıllık tarihî geçmişini gösteren en önemli merkezlerden biridir.
Osmanlı döneminde Çanakkale neden önemliydi?
Osmanlı döneminde Çanakkale, özellikle boğaz savunması açısından stratejik bir konuma sahipti. Çanakkale Boğazı, İstanbul’un güvenliği ve deniz geçişlerinin kontrolü için büyük önem taşıyordu. Bu nedenle Çimenlik Kalesi ve Kilitbahir Kalesi gibi savunma yapıları inşa edilmiş, bölge Osmanlı’nın boğaz güvenliğinde önemli bir merkez hâline gelmiştir.
Çanakkale Savaşları şehrin tarihindeki yerini nasıl belirlemiştir?
Çanakkale Savaşları, şehrin tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biridir. 1915 yılında yaşanan bu mücadele, Türk milletinin vatan sevgisini, fedakârlığını ve bağımsızlık iradesini tüm dünyaya göstermiştir. “Çanakkale geçilmez” sözü, bu savaşlarla birlikte sadece bir savunma başarısını değil, aynı zamanda milletimizin birlik ve direniş ruhunu temsil eden güçlü bir sembole dönüşmüştür.
Çanakkale’de gezilecek en önemli tarihi yerler nerelerdir?
Çanakkale’de gezilecek en önemli tarihi yerler arasında Troya Antik Kenti, Assos Antik Kenti, Gelibolu Yarımadası, Şehitler Abidesi, Kilitbahir Kalesi, Çimenlik Kalesi, Aynalı Çarşı, Bozcaada ve Gökçeada yer alır. Bu yerler, şehrin antik dönemlerden Osmanlı’ya, Çanakkale Savaşları’ndan Cumhuriyet dönemine kadar uzanan zengin tarihini daha yakından tanımak için oldukça değerlidir.



